İNSANLAR TÜRKİYE’DE NEDEN İNGİLİZCE ÖĞRENEMİYOR?

“İngilizce öğrenmeye çalışıyorum ama yapamıyorum”, “denemediğim kitap, denemediğim kurs kalmadı ama olmuyor”

diyor musunuz? O zamannnnn diye başlayan bir cümle kurmayacağım. Ancak daha demin bir başka grupta geçen bir fikir alışverişinden esinlendim. Buraya da yazayım, belki birilerinin işine yarar dedim. İş yaşamında İngilizceye ihtiyacı olup, öğrenmek isteyenlere de fikir verir.

Eskiler bilir. Anadolu lisesi sınavları ilkokulun sonundaydı. Öğrenciler kazandıkları anadolu lisesinde ortaokul ve lise eğitimi alırlardı. Hatta bazı dersleri de İngilizce görürlerdi.

O zamanlar, o okullarda İngilizce öğrenenler çok şanslıydı. Çünkü Türkiye’de ortaokul ve lise düzeyinde CLIL metodunun kullanıldığı zamanlardı. Nedir CLIL metodu.. Content and language integrated learning.. Yani içerik ve dil tümleşik eğitimi..

Nedir bu? Bir yabancı dili öğretirken, o dili kullanıp başka bir konuyu işlemek.. Örneğin Matematik dersini İngilizce işlemek gibi.. Bu metot artık ortaokul ve lise seviyesinde kullanılmıyor Türkiye’de.. İşte Türkiye’de 11-12 sene boyunca İngilizce dersi gören insanların neden İngilizce’yi öğrenemediğinin cevabı bu nokta..

Şu an üniversitelerimiz bu metotla İngilizce eğitim veriyor. O da İngilizce bölümlerin doğası gereği olan bir durum. Örneğin İngilizce İşletme mezunu olarak, bütün derslerimizi İngilizce işlediğimiz için öğrenebildik biz de.. İlkokulun sonunda lise sınavlarına gireceğim sene değiştirilmişti sınavlar. Ortaokul sonuna atılmıştı  Şans biraz da 

Neyse bu yüzden herhangi bir İngilizce dilbilgisi kitabı alıp oturup okuyarak İngilizce öğrenemezsiniz. İngilizce öğrenemezsiniz derken şu manada söylüyorum. Kelime ve gramer bilgisi en üst düzeyde olan, İngilizceyi akıcı derecede konuşabilen, karşısında hızlı konuşan bir kişi daha olsa anlayabilen, kısacası İngilizce düşünebilen birisi..

Peki İngilizce öğrenmek için ne yapabilirsiniz? Eğer fırsatınız var ise, bir miktar para harcamayı göze alıp yurt dışında bir dil okuluna gidin. Bir dil en güzel, konuşulduğu yerde öğrenilir.

Bunu yapmaya fırsatı olmayanlar için CLIL metodunu gündelik hayatınıza uygulayabileceğiniz kısımlar var. Amaç İngilizce ile başka bir şey yapmak. Mesela çeviri. İngilizce çocuk hikaye kitapları var. Çeşitli seviyelerde bulunuyorlar. Bu kitaplardan edinip, oturup bir deftere Türkçeye çevirerek yazabilirsiniz. Bilmediğiniz kelimelerin anlamına bakarak bu çalışmayı yaptığınızda “kelime ezberlemez”, “öğrenirsiniz”. Zamanla kelime dağarcığınız geliştiğini göreceksiniz. Ki İngilizce’yi kullanarak başka bir iş yapmış olacaksınız. Aynı şekilde, işinizle ya da ilgi alanınızla alakalı yabancı Facebook grupları bulup katılabilirsiniz ve oradaki postları anlamaya çalışır, çevirilerini yapabilirsiniz. Böylelikle sokak dili dediğimiz dili de öğrenirsiniz.

Konuşmaya gelince, şu bir gerçek ki sizinle hiç durmadan 1-2 sene boyunca sosyal medyadan kamera açıp havadan sudan muhabbet edecek birini bulamazsınız. Çok zor..

Peki ne yapacaksınız? Buna bir çözüm, Türkiye’de durduğunuz müddetçe yok ne yazık ki.. En fazla yapacağınız, günlük yaşamınızda kendi kendinize içinizde yaptığınız konuşmaları olabildiğince İngilizce yapmaya çalışın. Yani İngilizce düşünmeye çalışın. Ki bilmediğiniz kelimelerin anlamına bakarak gündelik yaşamda en sık kullandığınız kelimeleri de öğrenmeye başlarsınız.

Seviyeniz ilerledikçe çeviride çocuk kitaplarından işinizle ya da hobilerinizle alakalı karmaşık köşe yazılarına geçiş yapmaya başlarsınız.

Eğer birazcık İngilizce biliyor ve konuşacak insanlar da var ise çevrenizde, lütfen susmayın. Hep İngilizce konuşmaya çalışın. Şunu unutmayın, anadilinizi doğuştan bilmiyorsunuz. Onu da öğrendiniz ve bir anda bugün ki gibi düzgün şekilde konuşmaya başlamadınız. Önce “anne” dediniz. Sonra “anne, su”, “anne, mama” demeye başladınız. Daha sonra “anne susadım” demeye.. Konuştukça geliştirdiniz. Yabancı diller de böyledir. Telaffuzunuzun kötü olması (ki bu görecelidir, aslında kötü telaffuz yoktur) konuşmanızı engellemesin. Amerikalı ya da İngiltereli değilsiniz. Siz Türkiyelisiniz ve elbette buranın aksanına sahip olacaksınız. Yurtdışında kimse buna takılmaz. Sadece Türkiye’de insanlar buna takılıyorlar. Sallamayın o insanları.. Türkçe konuşurken, yazarken bile hata yapabiliyoruz. Ki bu yazıda da dil bilgisi açısından çok hata vardır elbet. Önemli olan konu karşınızdakinin sizi anlamasıdır. İletişim kurabilmektir. İletişim kurup, konuştukça telaffuzunuzun da, seviyenizin de geliştiğini göreceksiniz.

Oturup “we biz demek, to be fiili yanına gelince are oluyor, geçmiş zamanda were oluyor” diye kitaptan okuyarak İngilizce öğrenemezsiniz.

Kolay gelsin 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s