KİMLER BUNLARIN GÖTÜNÜ KALDIRIYOR YA?

Bu başlıkla ekonomi yazısı yazılacak deseler, millet gülerdi. Ben gene de tam olarak karşıladığını düşündüğümden bu başlığı alayım dedim. Cümle bana ait değil. Bir grupta geçen günlerde bir hanımefendi paylaştığı postta yazmıştı. Mesai dışında bile sigara içmeyen birisini arayan ilana isyanını belirtiyordu hanım ablamız

Çok güzel bir konuydu. Bir şeyler yazmak istedim. Antalya’dan İstanbul’a gezmeye gittiğimden arada kaynamıştı. Şimdi yazayım. O iş ilanının içeriğinden bağımsızdır düşüncelerim.

Karl Marx diye bir abimiz var. Toplumdaki çatışmaların tamamının ekonomik sebepleri olduğunu söyler. Hatta “tüm toplumların tarihi sınıf savaşımlarının tarihidir” demiş.

Buna gündelik yaşamdaki iş hukuku açısından baktığımızda, çok da haksız sayılmaz. Burjuva-proleterya, ezen-ezilen ya da işveren-işçi… Nasıl tanımlarsanız tanımlayın. Tabiri caiz ise, işverenin götünü kaldıran işçidir. O paylaşımdan örnek ile gidersek, “mesai saati dışında bile sigara içmeyecek bir işçi” arayan iş verene karşı, bütün işçiler örgütlenip, işi kabul etmediğinde işveren geri adım atmak zorunda kalacaktır.

Ama madem bu bir sınıf savaşımı, işveren de stratejisini uygulayacaktır. İşçi saflarındaki bütünlüğü yıkmak için, şartları değiştirmek yerine, ücreti biraz arttırmayı, işçilerden bazılarının aklını çelmeyi deneyecektir.

Bu savaş, her daim sürecektir arkadaşlar 

Bu nokta ise bizi ekonomik büyüme ile ekonomik kalkınmanın farklarına getiriyor.

İşverenler, işçileri minimum haklarla çalıştırarak, üretimi arttırabilir. Tabiri gene caiz ise, işçileri köle gibi çalıştırarak, ülkedeki bütün verileri yükseltebilir ve ekonomik olarak büyüyebiliriz. Ciddiyim, gerçekten yapabiliriz bunu.

Ama kalkınamayız. Ekonomik büyüme nicel göstergelerin artmasıdır sadece. Kalkınma ise çok farklıdır. Gayrisafi yurt içi hasılada bir artış ekonomik büyüme demektir.

Ekonomik olarak büyüyen ülkeler kalkınamayabilirler. Kalkınma, büyümenin yanında toplumun yaşam standartlarının da yükselmesi demektir. Eğitim seviyesinin yükselmesidir. Mutluluğun yükselmesidir. Vatandaşların sosyal hizmetlerden daha fazla yararlanabilmesidir. Özgürlüklerin artmasıdır. Ortalama ömrün uzamasıdır. Çocukların sağlıklı ve mutlu büyümesidir. Kadınların sokakta veya sosyal medyada korkmadan, taciz edilmeden, rahatsız edilmeden, tecavüze uğramadan, katledilmeden gezebilmeleridir. İnsan haklarının garanti altına alınmasıdır. İfade özgürlüğüdür. Hatta en kutsalımızı bile eleştirebilecek ifadelerin özgürlüğüdür kalkınma..

Ve bu grubu en çok ilgilendiren kısmı ise iş hukukun, Dünya’daki gelişmiş örnekleri gibi dengeleyici bir seviyede olmasıdır.

O dışarılarda hep duyduğunuz “Google’da mesai saati yokmuş ağa, istediğin saatte çalışıyormuşsun” gibi durumlar boşuna gelişmiş ülkelerde olmuyor.

Çünkü kalkınma, büyümeyi de içerir. Kalkınan ülke uzun vadede zaten ekonomik olarak da büyür.

Ancak inşaata parayı gömüp, ekonomik verileri yükselten her ülke kalkınamaz. Hatta bazılarında kadın cinayetleri 15-16 senede yüzde 1400 artabilir.

Ya da kimilerinde İçişleri bakanı, iş cinayetinde ölen 5 işçi için incelemeye gittiği yerde, kendisini karşılayanlara “takla atında sevindiğinizi anlayayım” diyebilir.

Kalkınma olmayan yerde, işveren çırılçıplak amuda kalkıp, ayağıyla çivi çakacak maymun lazım diye ilan verse, birilerini bulur.

Hepimizin, kalkınmak için uğraşacağı günlere..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s